HASBİHAL

16 Kasım 2007 Cuma

HASBİHAL

Sarhoşum seninle
Ayığım ancak sensiz
Senle iken anlayamadım seni
Gördüm ayıkken aynada kendimi

O an verdim kendime benlik
Gördüm ikiliği..
Meğer hayalinde imişim
Söyledin dilimden kendine
Kendinden kendine

Sarhoştum bilemedim ne dediğimi
Ayıkken duyarım
Söylediklerimi
Lakin anlamam manasını

Uyanınca bilirim
Sadece sezerim varlığını
Bu bedenle bilirim seni
Ruhumla anlarım

Yokluğumla kalan seni bildim
Gerisi bir kuru laf ...
Fatiha'da edilir Hamd kendine
Şükür Rabbinedir alemlerin

Sadece kulluktur vazife
Teslimiyettir Sevgiliye

Aşk, kaynağı varoluşun
Aşıktır aynadaki sevgiliye
Olmazsa benlik
Aşk kime aşıktır

Sevgili nerede, seven nerede
Ben yitirdim aklımı senin yolunda
Sevgili tut elimden kaldır beni
Sinene yatır da okşa sevdamın gonca gülünü

Yak beni yok et alev alev
Yanan kırmızı gülde aşk ateşiyle
Kavur dirilt
Tekrar yak ateşinde

Bayram etsin zebaniler
Senin uğruna yakışlarında beni
Sana ulaşmak için yanmak
Kül olmak tekrar yanmak

Arınmak ve ak pak çıkmak gerek
Huzura kefenlenip
Gelinler gibi sunulmak gerek
Kulunu karşıla
Tüm merhametinle
beni aşkına merhametine

Rahman ve rahim oluşuna
Affet bizi Ya Rab
Kullarını affet
Senin büyüklüğündür affın

Bizler günahkar
Bizler küçükAşağıların en aşağısı
Fakirlerin fakiri
Sefillerin sefili
Yoksulların yoksulu
Acizlerin acizi

Kafalar karışmakta
O kutsal aş pişerken
Yoğrulmakta kalpler
Kavuşmaya giderken

Sevinç hüzün bir arada
Kavuşmak da var ayrı kalmakta
Lakin birliğine inanan
Düşünmez ayrılığı

Ben de düşünür ve inanırım
Yoksa senden gayri
Ne mutlu her an birliktelik
Ayrılık aşıklara göre
Aşktan yanan
Ayrıdır
Sevgiliden
Öyleyse ayrılığa düşen
Ey garip Yalkın
Niçin inlersin
Feryat figan eylersin

Ben senleyim
Şah damarından yakınım
Sözü nicedir senden

Damlayan yaşlar
Söndürür yangını
Diner cehennem alevleri
Söner biter ateşin acısı
Dönüşür sohbete
Başlar hasbihale

Varır cennete
Geçer mekandan mekana
Zevke dönüşür
Raksa dönüşür sevda
Biri biter biri başlar
Dansın raksın
Atomların dansıdır bu
Kulaklarda melodisi
Sevgidir notaları
Enstrümanı kalp

Yerleşmiş kalbe
Oturmuş tahta sevgili
Kulluk etmede sevgili
Sevdiğine

Varlıkta sevgi
Yoklukta özlem
Bitmez tükenmez
Ayrılıklar ve kavuşmalar
Sevinçler ve hüzünler
Biri biter biri başlar
Sonsuzluk kadar sevinç
Sonsuzluk kadar hüzün

Konuşur Yalkın
Düşünür Yalkın
Sevinir Yalkın
Üzülür Yalkın
Konuşturur Yalkını
Düşündürür Yalkını
Bildirir kendini
Sevdirir kendini
Aşkına aşık oldum,
Ben aşkın kendisi oldum
O zaman anladım

Ben aşksız ,
Aşıkların fakiri
Ona muhtaç
Ve dilenci
Acizlerin acizi,
Sefillerin sefili
Kadrini bilen
Kadir olmaya
Kalbe giren
Hak kazanır
Hakkın nazarında
Kalp kazanır
Sayfalar dil
Sözler mana

Sen bana
Aşk oldun
Kalbe girdin
Kapıyı kapadın
Kilitledin herkese
Beni hapsettin
Sonsuzluğa
Esir ettin
Yalnızlığa

Sözüm kısaldı
Kalbim daraldı
Yokoldu
Aşkınla
Varlığım
Var saydığım
Benliğim
Bak gitgide
Eriyor
Benliğim
Sende

Yok ettin
Beni sende
Sen kaldın
Sadece sen
yok başkası
sadece
sen
sade
tek
ve
bir
O......................................................................................................

Hay Allah dedim
Hayretten hayrete düştüm
Yardım aman eyledim
Affına merhametine sığındım

El yaman dedim
Sen varsın dedim
Başkası yok tapılacak
Kulluk, tek ilaç dedim

Kulluk en yüce makam
Sevgidir en yüce mekan
Saatler karşılıyor her an
Sana ulaştırıyor an be an..

Her an'a bir dua
Her dua bir yakarış
Her dua bir selam
Ve içten bir haykırış

Duyulsun diye
Semalara doğru
Çıkar bizden
Esmalara doğru

Vardır bizde aranan
Söyleyen söylemiş
Ararsan kendinde ara
Her işi yaratmış Yaradan

Ne yardan ne anadan
Geçilmez tek o yardan
Gitmek ne mümkün
Bu diyardan

Sahibi tek her mülkün
Diyara diyar
Gezsen de
Tozu dumana

Ömrüne ömür katsan da
Gitmek ne mümkün bu diyardan
Bildiğim duyduğumdur
Gördüğüm bildiğimdir
İlmim senin bana
Verdiğinle yetindiğimdir

İlmin kaynağı sensin
Alimsin habirsin
Bilinmeyeni bilensin
İlmini bildirensin

İlimsiz alim olmaz
Sen yoksan ilim olmaz
İlmini vermediğin
Cahilliğini de bilmez

Cahilin cehaleti
Cümleyi eder rezil
Rüsvadır menzili
Her daim bezdirir milleti

Bilen söylemez bildiğini
Söyler cahil bilmediğini
Bildiren sensin bilinmeyeni
Senin verdiğindir elimizdeki

Bildirdin varlığını
Kudretinin eliyle
Sevdirdin yaratılmışı
Ademin gönlüne

Adem yokluktu
Varlığa salsın vücudu
Birliğine delil oldu
Sınırsızlıktır hududu

Kalbi ettin menzil
Menzili ise vezir
Bize kendini sezdir
Kula bu en büyük emir

Demirden kalplere gelir emir
Akar gönle devir devir
Yumuşar gönlüm erir erir
Akar içime aşk belirir

Sana bitmez tükenmez sözler
Her an ayrı kalan aşık özler
Gelir geçer baharlar yazlar
Hasrettir hep ayrı kalanlar

Hep söz gelir dayanır özleme
Ayrılıklardan şikayettedir sevenler
İniltiler dinmez sabahlara kadar
Ayrılık hiç bitmez kavuşmalara nispet

Verir gönlünü sahibine aşık
Verilen söz yerine gelir pek de şık
Verilir hidayet kaşık kaşık
Merhameti ile maşuk

Aşık kim maşuk kim
Karıştı birbirine
Hangisi kalmadı
Vücudun birliğine

Vahdet teklik
Teklik vahdet
İşte budur kudret
Himmet ki ne himmet

Lütuftur her dileğin bende
Açığa çıkar her hükmünde
Geçmişte ve gelecekte
Zaman senin emrinde

Yoktur zıtlar senin nezdinde
Olsa bile indimizde
Var saydığımız benliğimizde
Ancak tektir ilminde

Kadehler sarhoşa var
Aşıklarsa maşuka
Yollar arayana
Birliğe kavuşana

Yalkın dile geldi
Söyledi sözü bir anda
Yakala anı yakala
Sen sözü bu arada

Andan gelir ana gider
Haydan gelir huya gider
Bu sözüm ancak ve ancak
Anlayana gider...

Sözün özüne varmalı
Varlığı bir bilmeli
Ondan her geleni
Nimet üstüne nimet bilmeli

Var sen sat nefsini ona
Teslim et yaratanına
Fakrını idrak et
Kıy bu canı cananına

Aşkına dair sözler bitmez
Kalemler yazmakla
Denizler tükenir
Mürekkep olmakla

Sen Ey sevgili
Sevenin kalbinde
Seven ise
Senin ilminde

Hayy ve kayyum sensin
Sensin yok eden ve sonra dirilten
Aşkın her nefeste can vermede
Ve her nefeste canı vermede Sahibine..

Can nedir ki canansız
Canan canıyla birlikte
Olmadıkça
Gönül nedir ki boş
Sevdiğiyle dolmadıkça

Ahh ahh aşk neler söyletiyor bana
Seherin bir vakti
Seven söyletiyor bunları
O onları sever misali

Sözü söze katan
Sevgiye neş' e katan
Mayamızı yoğuran
İşve üzere naz katan

Makamlardan bir makamdır naz
Dile ki memnun eyleyeyim seni biraz
Öyle bir nida gelir ki Ebu Bekir’e
Razı mısın ey sevgili benden biraz

Olunmaz mı rıza her gelene ondan
Bilinmez mi neden ola ki her başa gelen
Lütuftur asıl her kahır gelen ondan
Sanmayasın biri lütuf biri kahır

Lütfu kahrında, kahrı ise lütfunda gizli
Kara akta, ak karada gizli
Zahir batında, batin zahirde gizli
Bildi bilinmekliği özü insanda gizli

Çıkar gönüllerde sırrı açığa
Sanki varlıkta yok olur
Yoklukta varVar eder zıtları kardeş
Birbirlerine Olur en güzel eş

Nasıl olur deme
Güzel olur de
O ol der de
Kötü mü olur hiç

Her şeyi zannınca bil
İyi zan iyiliği getirir
Kalbi bir istikamette tut
Sonu kavuşma getirir

Kimseye deme neden niçin
Bil ki her şey bizler için
Geceyi gündüze katan Rabbim
Yaratmış her şeyi biçim biçim

Seven sevdiği kadar
Gören gördüğü kadar
Duyan duyduğu kadar
Bilen bildiği kadar var..

Bir şifredir alem
Başta insan cümle alem
Alem insan
İnsan ise küçük alem

Zerrede buldum evreni
Evrende ise zerreyi
Zıtları bir bildim
Gördüm tekliği
Var olan sadece O imiş

Gördüm kahrı lütfu
Bildim kesreti
Her an huzurda imişiz
Yok imiş ne geleni ne gideni

Herşey sandığım hiçmiş,
Hiç sandığımsa her şey.
Çoklukta buldum tekliği,
Çift gözle bildim yekliği.

Ney'in sesine varlık verdim de
Ney'in kendine hiçlik.
Meğer ney'de sesi duymak
Seste ney'i bulmak varmış.

Batın ile zahiri ayrı derken,
Gördüm ve bildim
Zahir de o imiş, batın da.

Kalbime yöneldim
Sordum kimsin diye
Dedi bana senin aşığınım
Peki dedim bu aşk kime, niye?

Dedi aslımsın..
Dedim senlik benlik niye?
Dedi o sana göre öyle...

Yalkın Tuncay